
Fransız lüks devi ve “LV” markalarının sahibi olan LVMH, marka tescili konusunda genellikle üçüncü kişi marka tescil başvurularına “LV” monogramını ileri sürerek itiraz eden tarafta görülür. Ancak bu olayda, LVMH’yi itiraz eden değil, itiraz edilen tarafta görüyoruz.
Türk menşeili LAV markalarının sahibi firma, LVMH’ın 21. Sınıfta sofra takımları ve mutfak gereçlerini kapsayan yeni marka başvurusuna karşı Avrupa Birliği Markası (EUTM) olarak tescilli LAV markalarına dayanarak itiraz etmiştir. Avrupa Birliği Marka başvuruları bir markanın tek bir başvuruyla tüm Avrupa Birliği ülkelerinde geçerli olacak şekilde tescil edilmesini sağlar ve bu markaların tescil ve itiraz süreçleri Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (“ EUIPO”) tarafından yürütülür.
Büyük lüks marka gruplarının, fiilen kullanmadıkları sınıflarda dahi gelecekteki iş birliklerini öngörerek tedbir amaçlı marka başvurularında bulunma eğilimli olduğunu gözlemliyoruz. Moda evlerinin, kafe, restoran ve yaşam tarzı pop-up’larını kendi markaları altında açması da bu eğilimin tipik bir örneğidir. Ancak somut olay açıkça göstermektedir ki, LV kadar tanınırlığı yüksek bir marka dahi geleneksel ürün kategorilerinin dışına çıktığında bu alanlarda önceden tescil edilmiş mevcut haklarla karşılaşabilmektedir.
EUIPO LAV firmasının itirazının değerlendirmesinde yerleşik içtihadına uygun bir biçimde işaretlerin benzer olmadığına karar vermiştir. Fonetik açıdan, “L-V” harf harf telaffuz edilirken, “lav” tek bir ses olarak söylenmektedir. Görsel bakımdan ise EUIPO’ya göre LV işareti, çiçek motifli tasarımı ve üst üste geçen harfleri nedeniyle daha süslemeli bir görünüme sahipken, LAV yalnızca yan yana dizilmiş üç harften oluşmakta ve araya giren “A” harfi işaretin yapısını doğrudan değiştirmektedir. Kavramsal açıdan bakıldığında, LV işareti tasarımı sayesinde stilize bir amblem olarak algılanabilirken, LAV herhangi bir özel anlam çağrıştırmamakta ve genel olarak nötr bir harf dizisi olarak değerlendirilmiştir.
Özetle, EUIPO, markaların bıraktığı genel izlenimin farklı olduğu ve aralarında karıştırılma ihtimali bulunmadığı sonucuna varmış ve kısa markaların karşılaştırılmasında küçük farklılıkların dahi belirleyici olabileceği yönündeki yerleşik yaklaşımıyla uyumlu şekilde değerlendirme yapmıştır. Bu doğrultuda Türk LAV markalarına istinaden yapılan itiraz reddedilmiştir.
EUIPO’nun kararı her ne kadar yerleşik içtihadına uygun ve öngörülebilir olsa da tanınırlığı yüksek markaların dahi yeni sınıflarda başvuru yaptığında önceki hak sahiplerinin itirazları ile karşılaşabileceğini göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Bu karar ile bir markanın tanınmışlığının ayırt ediciliğini güçlendirse de mevcut tescilleri kendiliğinden bertaraf eden bir “serbest geçiş” sağlamadığının altı çizilmiştir.
(Karar No: B 3 214 012 – 26 Eylül 2025)



